Josef Stalin Kimdir?

Asıl adı Yosif Visaryonoviç Cugaşvili olan Stalin, 18 Aralık 1878’de Gürcistan Gori’de dünyaya geldi.

Küçüklüğün çiçek hastalığına yakalandı. 7 yaşında yaşamış olduğu bu hastalık nedeniyle yüzünde kalıcı izler oluştu. 10 yaşında rahip okuluna devam etti. Burada Gürcü çocuklar Rusça eğitimi alırlardı. 12 yaşında iki kere geçirdiği at arabası kazasından dolayı sol kolu sakatlandı ve sakatlığı hayatı boyunca geçmedi. 16 yaşında Gürcü Ortodoks Rahip Okuluna gitmeye hak kazansa da, burada okulun otoritesine karşı başkaldırıp huzursuzluk çıkardığı için 1899 yılında okuldan atıldı. Tartışmalı bir kişiliği daha bu yaşlarda öne çıkan Stalin, Lenin’in eserlerini okudu ve Marksist bir devrimci olmaya karar verdi. Rusya Sosyalist Demokrat İşçi Partisi’ne üye olmuş ve örgütte aktif olarak görev almıştır.

Stalin’in Grev Faaliyetleri

Çalışmalarına Batum’a geçerek burada petrol işçilerinin örgütlenmesinde aktif rol oynamıştır. Sahip olmuş olduğu ikna yeteneği ile insanları kısa sürede etkileyerek Mart 1902’de petrol işçilerinin greve gitmesinde etkili oldu. Girmiş olduğu grevde 6000’in üzerinde işçiyle birlikte polis çatışmalarına girmiştir. Bu grevde pek çok kişi yaralanırken pek çoğu da hayatını kaybetti. Bu grevde ölen arkadaşları için daha sonrasında başka bir yürüyüş düzenlemiş.

Tüm bu olaylardan sonra sıkı takip edilen Stalin’in tutuklanmasına sebep olmuş ve tutuklanmış. Ortalama 1 sene hapis yatan Stalin dışarı çıktıktan sonra çalışmalarına hiç ara vermeden devam etmiş. Hapis cezasından sonra sürgüne gönderilen Stalin buradan da kaçarak Tiflis’e ulaşmış. 1904 yılında Rusya Sosyalist Demokrat İşçi Partisi’nin Bolşevikler tarafında yer almış. 1905 yılında devrim girişiminde bulunmuş fakat bu girişimin başarısız olmasından sonra Vladimir Lenin tarafından Bakü Bolşevik lideri seçilmiş. 15-16 Temmuz 1906’da ilk işi Yekaterina Svanidze ile evlenmiş ve Yakov isimli bir oğlu olmuş. Ancak ilk eşiyle sadece 18 ay evli kalabilmiş çünkü ilk eşi tifo hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiş.

Bakü’de bulunduğu dönemde sert yöntemleri nedeniyle bazıları tarafından eleştirilsede çoğu kişi tarafından benimsenmiş. Burada Çarlık Rusya yanlısı örgütle mücadele etmiş ve onlardan Bolşevikler için zorla para toplamış. Kafkasya’dan sonra 1911’de Bolşeviklerin merkezi sayılabilecek Moskova ce St. Petersburg’a gitmek istemiş. Bunun üzerine Petersburg örgütüne katılmış. Pravga isimli gazetenin yayımlanmasında görev alan Stalin, yazılarında ve parti içinde Rusça’da çelik adam anlamında ki Stalin mahlasını kullanmaya başlamış. Aynı yıl yeniden yakalanmış ama sürgüne gönderildiği Sibirya’da çok kalmayarak buradan da kaçmayı başarmış.

Bolşevikler ve Menşevikler arasında fikir ayrılığı devam ederken Stalin’in birleşme fikrini savunması üzerine Lenin onu yanına Krakow’a çağırmış. Lenin ile Stalin bir araya gelmiş ve Lenin onu bir birleşmeye olmayacağına ikna etmeye çalışmış. Aynı dönem Marksizm ve Ulusal Sorun isimli ünlü eserini yazmış. 1912’de Petersburg’a geri dönen Stalin burada yakalanarak Kuzey Kutup dairesinde çok soğuk bir yer olan küçük köye sürgüne gönderilmiş. 1916 yılında I. Dünya Savaşı’na destek vermesiyle amacıyla diğer sürgünlerle birlikte geri çağrılmış. Ancak kolunda ki sakatlık nedeniyle askere alınmamış. 1917 Şubat Devrimi sırasında Petersburg’a dönen Stalin Pravda’nın başyazarı olarak görev yapmaya başlamış. Nisan ayında RSDİP’in merkez komitesine seçilmiş. Lenin Petrograd’a gelip ardından güvenlik nedeniyle Finlandiya’ya gittiğinde onun saklanmasını sağlamış. Bir yandan Lenin ile iletişimini sürdürürken diğer yandan Parti’nin yönetimini üstlenmiş. Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile birlikte iktidarı ele geçirmesinin ardından da Milliyetler Halk Komiseri olarak seçilmiş.

Lenin’in ilk felcini geçirdiği yıl Sovyetler Birliği Komünist Partisi genel sekreterliğine seçilmiş ve bu görevi onun yönetimi ele geçirmesinde büyük katkı sağlamış. 1924 yılında Lenin’in ölümü ile birlikte Stalin, ipleri iyice eline almış. Bu dönemde Troçkizm ve Stalinizm akımları ortaya çıkmış, Stalin muhalifleri sert yöntemlerle bastırmaya çalışmış. SSCB’nin en güçlü adam konumuna gelen Stalin, acımasız ve sert yönetim şekliyle diktatörlüğe soyunmuş. Pek çok insanı sürgüne gönderen ve ölüme mahkum eden Stalin, onlarla birlikte Troçki’yi de sürgün etmiş.

II. Dünya Savaşı başladığında parti lideri, hükümet başkanı ve kızıl ordu komutanı olan Stalin ilk başta Nazilerle bir saldırmazlık anlaşması imzalamış fakat Alman işgali sonucundan büyük kayıplar vermiş. 22 Haziran 1941’de Nazi Alman’sı SSCB’ye saldırması üzerine yaklaşık 20 milyon kayıp vermesine rağmen 1943’te Stalingrad’ta Almanları bozguna uğratmış. Kazanılan savaştan sonra Stalin’in gücü iyice artmış ve Roosevelt ile Churchill’la anlaşma yaparak SACB’yi dünyanın en büyük ikinci devleti olarak kabul ettirmiş.

Ancak daha sonra yaşanan gelişmeler yüzünden Roosevelt ile arası açılmış, Balkan ve Doğu Avrupa devletlerinin birçoğunu etkileyip devrim yaptırarak doğu ile batı arasında demir bir perde kurmuş. 5 Mart 1953’te beyin kanaması geçirerek 74 yaşında hayatını kaybeden Stalin’in yerine Nikita Kuruşçev geçmiş ve onu düşman ilan etmiş. Stalin ismi verilen bütün şehirlerin ismi değiştirilmiş, resmi, büstleri kaldırılmış. Hatta ilk başta Lenin’in naaşının yanında yer alan Stalin’in naaşı daha sonra Kremlin Duvarı Mezarlığı’na defnedilmiş. 1950’de Gori kentinde dikilen dev heykeli de 2010’da kaldırılmış.

Başka bir yazımızda Ömer Hayyam kimdir? yazısını okuyabilirsiniz.

tr_TRTurkish
en_USEnglish tr_TRTurkish
%d blogcu bunu beğendi:
Araç çubuğuna atla