Recep Tayyip ERDOĞAN , kimdir ?

Recep Tayyip ERDOĞAN , kimdir ?

Nerede Doğdu ?

Aslen Rize kütüğüne bağlıdır . Anne ve babası , ata dedesi tamamen Rizeli olan cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’nın yaşantısının büyük çoğunluğu İstanbul da geçmiştir. 26 ŞUBAT 1954’de İstanbul’da doğmuştur ve ikinci adı olan Tayyip ismini de dedesinden almıştır . Kasımpaşa da ikamet etmiştir.

Eiğitim Hayatı

Recep Tayyip ERDOĞAN 1965 yılında Kasımpaşa piyale ilköğretim okulundan mezun olmuştur. 1973 yılın da ise imam hatipli ünvanına sahip olmakla beraber , aldığı fark derslerden kaynaklı Eyüp lisesinden de diploması olmuştur. Yıl 1981 olduğun da Recep Tayyip Erdoğan Marmara Üniversitesinin iktisadi ve Ticari bilimler fakültesinden mezun olmuştu.

MARMARA İKTİSADİ VE TİCARİ FAKULTESİ

Recep Tayyip ERDOĞAN ve Ailesi

R.T ERDOĞAN ‘nın Babası , Ahmet ERDOĞAN’dır. Babası 17 yaşında istanbul’a taşınmış ve belli bir süre sonra Şirket-i Hayriye de çalışmıştır . Başarılı işler çıkartan Ahmet efendi şirket için de , belli bir süre sonra Kaptanlık rütbesine laik görülmüş ve tüm hayatı boyunca çocukları için çabalamıştır. Ayrıca ilim irfan konusunda da geri durmayan Ahmet efendi , çocuklarını da bu yolda eğitmiştir. Baba Ahmet efendi 8 aralık 1988 tarihinde hayata gözlerini yummuştur. . Annesi ise Tenzile ERDOĞAN’dır. 7 ekim 2011 de karın ağrısından hastahaneye kaldırılan Tenzile hanım hayata gözlerini yumdu. Erdoğan toplam beş kardeştir. Üçü erkek biri kız olan , Mehmet , Hasan , Mustafa Erdoğan ve kız kardeş Vesile İLGEN’dir. Recep Tayyip ERDOĞAN’nın toplamda dört çocuğu vardır. İkisi kız , ikisi erkek olan , Necmettin Bilal , Ahmet Burak , Sümeyye ve Esra Erdoğan adlarında çocukları vardır. Ayrıca diğer aile üyelerinden , Sadık Eymen , Ahmet Akif , Mahinur , Ömer Tayyip , Ali Tahir ve son doğan Canan Aybüke adlarında , toplam altı torunu vardır.

Spor Hayatı

Erdoğan tamamı ile bir futbol tutkunuydu. Kariyeri mahalle takımlarından Camialtı Spor ile başlamıştır 1969 yılında . Daha sonra İETT Spor kulübüne transfer oldu. Burada ise İstanbul şampiyonluğunu tatmış oldu . 12 eylül 1980 yılında İETT spor kulübünden ayrılıp , 16 yıllık spor hayatına da veda etmiş oldu. Ayrıca babası , rahmetli Ahmet efendinin rızası olmuş olsaydı , 1976-78 yıllarında Fenerbahçe tarafından gelen teklif ile profesyonel futbolculuk kariyeri de başlamış olacaktı.

Sosyal Yaşantısı

Erdoğan , çocukluk yıllarında , memleketi olan Rize’ye gider orada hem çalışır hem de tatil yapardı. Hatta geçen dönemler de , yapılan bir röportaj da , babası Ahmet efendinin manevi ve dini değerlere çokça önem verdiği için ilk işlerinin bir mollaya ( imam’a ) emanet edildiğini belirtmişti.

Çocukluk yıllarında çok fazla tatil yapamadığını , denizci olan babasının o zamanlar fazla gelirinin olmadığı belirten Cumhurbaşkanı , bir bisiklet bile alacak bütçelerinin olmadığını belirtmiştir. Birçok işte çıraklık yapmış , simit satmıştır bolca . İstanbul da ise ek olarak bu işleri yapmaya devam etmiş , ailesine destek olmuştur . Çalışmanın yanı sıra okulunu aksatmamış ve sıklıkla futbolun içinde olmuştur . İstanbul da babasının işlerinin iyileşmesinden kaynaklı ileri ki hayatı rahatlamaya başlamıştır. Bitmeye yakın olan lise hayatından , üniversite hayatına geçme hazırlıkları başlamış ve bu süreler içerisinde siyasi ilişkileri de güçlenmişti. Kendinin de röportaj da verdiği demeçte çok sıkıntılı yılları , azim göstererek , çalışarak ve Allah yolundan ayrılmayarak atlattığını ve devleti için hala çok çalıştığını belirtmişti.

Siyasi Hayatı

Recep Tayyip , 1969 – 1980 yılları arasında , futbol ile ilgilenirken , ayrıca da gönül verdiği siyasi partisi için memleket meseleleri ile ilgilenmişti . Aktif siyasi hayatı , lise ve üniversite yıllarında başlamış . İlk olarak Milli Türk Talebe Birliği kollarında aktif görev almış ve daha sonra 1976 da MSP Beyoğlu Gençlik Kollarına seçilmiş , 1980 yılına kadar da bu görevde kalmıştır.1984 yılında , Refah Partisinin Beyoğlu ilçe başkanı , 1985 yılında İstanbul il başkanı ve Refah partisinin MHK üyesi oldu. Recep Tayyip ERDOĞAN , seçimler öncesinde , partisi için yeni modüller geliştirmiş , halka gitmiş ve sıklıkla gençlerin kendilerine katılması gerektiğini , gençlerin desteğinin şart olduğunu vurgulamış ve o dönem tamamen gençlere yönelmiş ve büyük destek almıştır . Bu destekler seçim döneminde , Beyoğlun da büyük başarı getirmiş ve parti içinde rol model olmuştur.Bu çalışmalarının parti desteği alarak da yurt genelinde başlatmış ve yıl 1994’ü gösterdiğinde İstanbul için kader anı başlamış ve Recep Tayyip ERDOĞAN , İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiştir.

Dedik ya kader anı , Erdoğan belediyeye girdiğinde 2 milyarlık borçla devraldı . Dönemin şartlarında sosyal problemler İstanbul sınırlarında diz boyuydu . Hastahane , çöp , gıda , fabrika , işsizlik , göç derken bir sürü sıkıntının alına girmiş ve ilçe başkanıyken , rol model aldığı belediyecilik çalışmaları ile , ilk olarak yolsuzluğun önüne geçmiş ve 2 milyarlık borcun çoğunluğu bitmiş ayrıca 4 milyarlık da yatırım yapılmıştı. Dönem şartları baz alınarak kaliteli hizmetler sunan Erdoğan ve ekibine artık inananlar çoğalıyor , Erdoğan halk için girmediği yer kalmamış hatta halkı için genel evine girip destek istemiştir.

Yıl 1997 ve Erdoğan seçim için konuşma yapmakta … Meb’in önerdiği bir kitap da ki o şiir düştü diline , 3 yıl yapmış olduğu başkanlığı elinden alındı , hakkında ki söylentiler bitmek bilmedi. O muhtar bile olamaz artık denildi …

Hapislik süresi tam tamına 4 ay sürdü . Dönemin koalisyonu karmakarışık , siyaset allak bullak yıl 2001 olduğunda , Erdoğan ve arkadaşları kolları sıvayıp AK Parti için çalışmalara başladılar.Parti kuruldu ve Erdoğan Genel başkan olarak göreve geldi . Parti çalışmaları hız kesmek bilmedi . Yıl tam olarak 2002 genel seçimleri gösterdiğinde , AK parti Parlemento’nun yaklaşık üçte ikisini ( 363 ) milletvekili ile iktidara geldi. Erdoğanın hapislik durumu kaynaklı 2002 de millet vekili olamamış 2003 deki seçimlerde tutuklanmasına sebep olan Siirt seçimlerinde ki konuşmasından sonra tekrardan Siirt millet vekili oldu.

O dönemden beri , Türkiye de birden çok Reforma imza atan Erdoğan , iki defa Başbakanlık , bir Cumhurbaşkanlığı ve son reform ile Başkanlık sıfatlarını kullanış ve hala TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Başkanı olarak görevini ve hizmetini icra etmektedir.

J.R.R Tolkien Kimdir?

J.R.R Tolkien Kimdir?

Tam adı Jhon Ronald Reuel Tolkien’dir. Tolkien, 3 Ocak 1892 yılında İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika’nın Bloemfontein şehrinde doğdu. Ronald’ın babası Arthur Tolkien banka müdürü idi. İngiltere irmingham’lı olan aile kendilerine yeni bir hayat kurmak için Güney Afrika’ya yerleşmişti. Fakat iklim koşullarının olumsuzlukları nedeniyle kısa zamanda anne Mabel’i, Ronald ve küçük kardeş Hilary’i de alıp İngiltere’ye dönmeye itti.

İlerleyen zaman dilimi içerisinde baba Arrhur’un da dönmesi ile eski günlerine kavuşacaktı. Fakat 15 Şubat 1896’da Güney Afrika’dan Arthur’un ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Mabel çocukları alarak küçük bir köy olan Sarehole’a yerleşti. Bu köy Ronald’da derin etkiler bırakacak ömrünün kısa bir süresini burada geçirmesine rağmen hayallerinde yarattığı Hobbit diyarı Sarehole’u ziyaret edecekti. Sarehole’da Tolkien’o etkileyen sadece yemyeşil doğası değildi. Köy yakınında ki Moseley Bataklığı, kardeşi Hillary ile her zaman oynamaya gittikleri Cole Bank Road değirmeni ve devamlı kendilerini kovaladığı için “Beyaz Ogr” adını taktıkları değirmencinin oğlu da Ronald üzerinde derin izler bıraktı.

King Edward’s School’da eğitim görmeye başlayan Jhon Ronald Tolkien’in dil üzerine büyük bir yeteneği ve merağı vardı. Eski Gal ve Fin Dilleri üzerine eğitim görürken, zaman kendi Elf dillerini de yaratmaya başladı.

1914’te I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde, Oxford’da üniversite son sınıftaydı ve ertesi yıl İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı Birincilikle bitirip teğmen olarak orduya katıldı. 1916 Haziran’ında Fransa’ya gemiyle gönderilmeden önce, çocukluk aşkı Edith Bratt ile evlendi ve dört çocuk sahibi oldular. En yakın üç arkadaşından ikisinin öldüğü Somme Savaşı’na katıldı. Yılın sonlarına doğru hastalandı ve İngiltere’ye geri gönderildi.

Savaşın ardından Oxford’da Anglo-Sakson Profesörlüğü yaparak çalışmalarını akademisyen olarak sürdürdü. Anglo-Sakson (1925-1945), İngiliz (1945-1959) Dil ve Edebiyat dersleri verdi. Zamanla dünyanın en önemli dil bilimcileri haline gelecekti. Ana ilgisi İngiltere’nin Ortabatı topraklarının yazım ve dilbilgisi geleneği üzerineydi. Edebiyat tarihiyle ilgili araştırmalar arasında, E.V. Gordon ile birlikte yazdığı Sir Gawain and the Gren Knight (1925) ve Beawulf; The Monsters and the Crirics (1936) sayılabilir. Tolkien, Yüzüklerin Efendisi (1954-1955) üçlemesini üniversitede öğrenciyken yazmaya başlamıştı. Bu yapıt üzerinde çalışırken çocukları için yazdığı Hobbit (1937), üçlemeye giriş niteliğindedir ki eserin ulaştığı başarı yazarını bile şaşırtacaktı.

Emekliye ayrılıp Edith ile birlikte Bounermouuth’a yerleşti ama karısının 1971’deki ölümünün ardından Oxford’a döndü. Tolkien geçirdiği bir hastalık sonrasında 1973’te öldü. Yarım kalmış eserleri, notları ve defterleri oğlu Christopher Tolkien tarafından yayıma hazırlanarak basıldı.

Tolkien’in Eserleri

-1925 – Sir Gawain And The Green Knight (editör, E.V. Gordon ile birlikte)

-1936 – Beowulf: The Monsters And The Crirics

-1937 – Hobbit

-1939 – Fairy Stories

-1949 – Farmer Giles Of Ham

-1954 – Yüzüklerin Efendisi – Yüzük Kardeşliği

-1954 – Yüzüklerin Efendisi – İki Kule

-1954 – Yüzüklerin Efendisi – Kralın Dönüşü

-1962 – The Adventures Of Tom Bombadil

-1967 – Smith Of Wootton Majör, The Road Goes Ever On

Başka bir yazımızda Pablo Picasso kimdir? Picasso’nun Hayatı Hakkında Bilgiler yazımızı okuyabilirsiniz

Pablo Picasso Kimdir?

Pablo Picasso Kimdir?

Tam adı Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno Maria de Las Remedios Cipriano de la Santisima Trinidad Ruiz y Picasso’dur sizlerinde artık bildiği gibi Picasso’nun ismi de çok dikkat çekici uzunluğunda. Picasso 25 Ekim 1881 yılında Malaga, İspanya’da doğdu. Babası da bir ressam ve resim öğretmenliği yapıyordu. Zaten onu resim yapmaya yönlendiren kişi bizzat babası oldu. Küçük yaşlarda resim yapmaya yönlendirilen Picasso’nun resim yeteneği kısa sürede keşfedildi. 1895’te Güzel Sanatlar Okulu’na girdi. 1901 yılından itibaren anne soyadı olan Picasso’yu kullanmaya başladı. Eserleri İspanyol bir dergi olan Juventut’ta yayımlandı.

1900 yılında ilk kez Paris’e gitti. Dönemin yenilikçi sanatçılarının yaşadığı Montmartre semtinde bir süre para içinde yaşadı. Picasso yaklaşık 1901-1904 yılları arasında ki ilk dönem yapıtlarında sıradan insanların, sirk palyaçolarının, akrobatlarının resimlerini yaptı. Büyük kentlerdeki yaşam kadar, sirk yaşamı da ilgisini çekiyordu. Ama tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı. Sanatçının bu dönemi ‘Mavi Dönem’ olarak tanımlanır.

Picasso, Georges Braque ile kübizmin temellerini atmış sayılmaktadır. 1907’den 1914’e kadar kübist olarak adlandırılan tarzda tablolar yapar. Kübist tabloların genel özelliği, geometrik ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmedilen nesneler geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştirilmiş yahut geometrik şekillere bölünmüştür.

Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu amaçla Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portlerinde ki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir.

I. Dünya Savaşı sırasında Picasso, Jean Cocteau ile beraber Roma’da kalır. Burada sahne dekoratörü olarak çalışırken dansçı Olga Kokhlova’yla tanışır. Picasso ikinci eşi olan Olga Kokhlova ve oğlunun birçok portresini yapmıştır.(Paul en Pierrot, 1925, Picasso Müzesi, Paris)

20’li yılların başında ressam klasisizme geri döner.

Picasso tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı’na göre toplam resim, 100.000 baskı 34.000 kitap resmi ve 300 heykel ve birçok seramik ve çizim üretmiştir.

Bir genelevde ki beş hayat kadınını gösteren ve Kübizm akımının en önemli örneklerinden biri olarak görülen ünlü eseri Avignonlu Kadınlar, Fransa’da 1907 yazında çizilmiştir.

En tanınmış eseri Alman hava kuvvetlerinin Guernice kasabasını bombalamasını anlatan Guernica adlı eseridir. 1937’de yapılmıştır. Bu resim şuan Madrid’de Reina Sofia Müzesinde bulunmaktadır.

Picasso, bir sergisi sırasında kendisine, “Bu resmi siz mi yaptınız?” diye soran bir Alman generaline, “Hayır, siz yaptınız” cevabını vermiştir. Bu resim Picasso’nun savaşa ve Guernica’nın bombalanmasına karşı duyduğu güçlü nefreti anlatmaktadır. Resimdeki insan ve hayvan figürleri acı, hüzün ve savaşa karşı duyulan nefreti yansıtmaktadır.

Ayrıca 1911 yılında Leonardo Da Vinci’ye ait Mona Lisa esirini, bu eserin doğduğu şehir, Floransa’ya kaçırmakla suçlandı.

Che Guevara Kimdir?

Che Guevara Kimdir?

Asıl adı Ernesto Guevera de la Serna olan devrimci doktor 14 Haziran 1928’de Arjantin’in Rosario şehrinde dünyaya geldi. Kişisel özellikleri olarak hareketli ve dinamik bir yapıya sahip olan devrimci lider, edebiyat, şiir, fotoğraf, santranç ve spora olan ilgisi ile de bilinmektedir.

1948 yılında Buenos Aireos Üniversitesi’nde tıp alanında başladığı eğitimini, 1953 yılında tamamladı. Güney Amerika ülkelerine, öğrencilik zamanında gitme fırsatı buldu. İngilizce ve Fransızca dillerini akıcı bir şekilde konuşan Guevara, Latin Amerika bölgelerine ülkelerine giderek burada farklı örgütleri içerisinde yer aldı. Gittiği ülkelerde ki hastalık, fakirlik ve açlık Che Guevara’yı etkiledi. İnsanlar arasında yaşanan eşitsizlik karşısında harekete geçmesi gerektiğini düşünen Guevara, halkın silahlanması gerektiğini düşündü.

Meksika’da bulunduğu sırada Küba devriminin lideri olan Fidel Castro‘yla dostluk kurdu. Birlikte zamanın Küba diktatörü olan Flegencio Batista’yı devirebilmek için silahlı mücadeleye başladılar. Doktor olarak hizmet verdiği girdiği gruplarda ayrıca silahlı çatışmalarda da bulundu. Batista diktatörlüğünün devrilmesinde Guevara’nın büyük etkisi oldu. Küba Sanayi Bakanı olarak ülkenin ekonomik kalkınmasında ve gelişmesinde katkı sağladı. 1964 yılında Birleşmiş Milletler davetlisi olarak New Yor’a gitti. Burada farklı bölgelere giderek önemli çalışmalarda bulundu.

Kongo’da Emperyalizm’e karşı mücadelede bulundu fakat başarısız oldu. Daha sonra Bolivya’ya giderek burada bulunan silahlı gurubun başına geçti. 1967 yılında Guevara birliği ile birlikte Bolivya ordusu ile çatışmaya girdi. Çatışma sonra Bolivya hükümeti Guevara hakkında yakalanma kararı çıkarttı ve gerçekleştirilen özel bir operasyon sonrasında yakalanarak esir alındı. Esir alınan Guevara eski bir okul binasına götürülerek askerler tarafından infaz edildi. Cesedi bir küvet içerisine konularak basına gösterildi.

Che’nin ölümünden sonra Küba 3 günlük yas ilanında bulundu ve kemikleri getirilerek burada toprağa verildi.

Che Guevara’nın Eserleri

– Vietnam’la Dayanışma

– Bolivya Günlüğü

-Savaş Anıları

-Motosiklet Günlüğü

-Sosyalist Planlama

-Latin Amerika Gençliğine

Adolf Hitler Kimdir? Adolf Hitler Hakkında Bilinmeyenler

Adolf Hitler Kimdir? Adolf Hitler Hakkında Bilinmeyenler

Adolf Hitler, 20 Nisan 1989 tarihinde Avusturya’da doğdu. Bilinenin aksine Hitler aslında Alman değil, bir Avusturyalıdır. Hitler, Alois Hitler ve Alois’in üçüncü eşi (aynı zamanda ikinci dereceden kuzenidir, evlenmek için kiliseden izin almıştır) Klara Pölz’ün oğlu olarak doğmuştur. Alois’in altı çocuğundan dördüncüsüdür. Avusturya vatandaşı olarak doğan Adolf daha sonra 1925’te Avusturya vatandaşlığından çıkarılmıştır.

Hitler eğitim hayatı boyunca oldukça başarısızdı. Bu nedenle ressam olabilmek için Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi fakat kazanamadı. 1912 yılında Almanya’nın Münih şehrine taşındı ve I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinin ardından gönüllü olarak orduya yazıldı. Almanların büyük yenilgiler almasının ardından arkadaşlarıyla Alman İşçi Partisi’ni kurdu ve başına geçti.

Daha sonra Parti’nin ismini değiştirerek Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi adını verdi. Üyelerine ise kısaca Nazi denildi. Lider olarak kendisine Führer lakabını verdi. Burada aldığı kararlar neticesinde hükümeti devirme girişiminde bulundu fakat bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Olayın ardından Adolf Hitler yakalanarak 10 ay hapse mahkum edildi. 1930 Eylül ayı seçimlerinde Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi seçimleri kazanarak iş başına geldi. Ülke genelinde yaptığı büyük hizmetlerle Almanya büyük bir kalkınma yaşayarak zenginleşti. 1932 yılında Hitler Şansölye (Cumhurbaşkanı) seçildi. Daha sonra siyasi rakiplerini hızla ortadan kaldırarak ülkenin tek adamı oldu.

Gizli bir şekilde Alman ordusunu silahlandırarak Avrupa’nın üzerine büyük saldırılar düzenledi. Başlatmış olduğu II. Dünya Savaşı’ndan sonra 65 milyondan fazla insanın ölümüyle sonuçlandı. Şüphesiz Hitler’in en büyük ve trajik hatası Rusya’ya savaş açması oldu. Birçok cephede savaşan Alman askerleri arada kaldığı için kayıplar verdi. Savaşın gidişatı Almanların aleyhinde olmasının ardından Hitler yakalanacağını anlayınca 30 Nisan 1945 yılında eşit Eva Braun ile birlikte intihar etti. Ölümünden önce askerlerine cesedinin yakılmasını emretti. Bunun nedeni ölümünden sonra Rus ordusu tarafından cesedinin ele geçirilip teşhir edilmek istememesiydi.

Adolf Hitler Hakkında Bilinmeyenler

– Adolf Hitler 4 yaşındayken bir rahip tarafından boğulmaktan kurtarıldı. Bu yüzden küçüklüğünde bir rahip olmak istiyordu.

– Hitler ailesi zamanında ekonomik sıkıntıları olduğu için onlardan ücret almayan Yahudi bir aile doktoruna sahipti. Hitler başa geçince ona koruma verdi ve onu “asil Yahudi” olarak adlandırdı.

– Hitler’in ilk aşkı Yahudi’ydi. Ancak hiçbir zaman cesaretini toplayıp ona bu hislerini açıklayamadı.

– I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz bir asker yaralı bir Alman askerin hayatını bağışladı. Fakat bu hayatında yaptığı en trajik hataydı. Çünkü o asker Adolf Hitler’di.

– Hitler tarihte halk için sigaraya karşı hareket başlatan ilk liderdir.

– Hitler bir vejetaryen idi ve hayvanların kesilmesini zorlaştıran yasalar çıkarttı.

– Hitler 1939 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Josef Stalin Kimdir?

Josef Stalin Kimdir?

Asıl adı Yosif Visaryonoviç Cugaşvili olan Stalin, 18 Aralık 1878’de Gürcistan Gori’de dünyaya geldi.

Küçüklüğün çiçek hastalığına yakalandı. 7 yaşında yaşamış olduğu bu hastalık nedeniyle yüzünde kalıcı izler oluştu. 10 yaşında rahip okuluna devam etti. Burada Gürcü çocuklar Rusça eğitimi alırlardı. 12 yaşında iki kere geçirdiği at arabası kazasından dolayı sol kolu sakatlandı ve sakatlığı hayatı boyunca geçmedi. 16 yaşında Gürcü Ortodoks Rahip Okuluna gitmeye hak kazansa da, burada okulun otoritesine karşı başkaldırıp huzursuzluk çıkardığı için 1899 yılında okuldan atıldı. Tartışmalı bir kişiliği daha bu yaşlarda öne çıkan Stalin, Lenin’in eserlerini okudu ve Marksist bir devrimci olmaya karar verdi. Rusya Sosyalist Demokrat İşçi Partisi’ne üye olmuş ve örgütte aktif olarak görev almıştır.

Stalin’in Grev Faaliyetleri

Çalışmalarına Batum’a geçerek burada petrol işçilerinin örgütlenmesinde aktif rol oynamıştır. Sahip olmuş olduğu ikna yeteneği ile insanları kısa sürede etkileyerek Mart 1902’de petrol işçilerinin greve gitmesinde etkili oldu. Girmiş olduğu grevde 6000’in üzerinde işçiyle birlikte polis çatışmalarına girmiştir. Bu grevde pek çok kişi yaralanırken pek çoğu da hayatını kaybetti. Bu grevde ölen arkadaşları için daha sonrasında başka bir yürüyüş düzenlemiş.

Tüm bu olaylardan sonra sıkı takip edilen Stalin’in tutuklanmasına sebep olmuş ve tutuklanmış. Ortalama 1 sene hapis yatan Stalin dışarı çıktıktan sonra çalışmalarına hiç ara vermeden devam etmiş. Hapis cezasından sonra sürgüne gönderilen Stalin buradan da kaçarak Tiflis’e ulaşmış. 1904 yılında Rusya Sosyalist Demokrat İşçi Partisi’nin Bolşevikler tarafında yer almış. 1905 yılında devrim girişiminde bulunmuş fakat bu girişimin başarısız olmasından sonra Vladimir Lenin tarafından Bakü Bolşevik lideri seçilmiş. 15-16 Temmuz 1906’da ilk işi Yekaterina Svanidze ile evlenmiş ve Yakov isimli bir oğlu olmuş. Ancak ilk eşiyle sadece 18 ay evli kalabilmiş çünkü ilk eşi tifo hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiş.

Bakü’de bulunduğu dönemde sert yöntemleri nedeniyle bazıları tarafından eleştirilsede çoğu kişi tarafından benimsenmiş. Burada Çarlık Rusya yanlısı örgütle mücadele etmiş ve onlardan Bolşevikler için zorla para toplamış. Kafkasya’dan sonra 1911’de Bolşeviklerin merkezi sayılabilecek Moskova ce St. Petersburg’a gitmek istemiş. Bunun üzerine Petersburg örgütüne katılmış. Pravga isimli gazetenin yayımlanmasında görev alan Stalin, yazılarında ve parti içinde Rusça’da çelik adam anlamında ki Stalin mahlasını kullanmaya başlamış. Aynı yıl yeniden yakalanmış ama sürgüne gönderildiği Sibirya’da çok kalmayarak buradan da kaçmayı başarmış.

Bolşevikler ve Menşevikler arasında fikir ayrılığı devam ederken Stalin’in birleşme fikrini savunması üzerine Lenin onu yanına Krakow’a çağırmış. Lenin ile Stalin bir araya gelmiş ve Lenin onu bir birleşmeye olmayacağına ikna etmeye çalışmış. Aynı dönem Marksizm ve Ulusal Sorun isimli ünlü eserini yazmış. 1912’de Petersburg’a geri dönen Stalin burada yakalanarak Kuzey Kutup dairesinde çok soğuk bir yer olan küçük köye sürgüne gönderilmiş. 1916 yılında I. Dünya Savaşı’na destek vermesiyle amacıyla diğer sürgünlerle birlikte geri çağrılmış. Ancak kolunda ki sakatlık nedeniyle askere alınmamış. 1917 Şubat Devrimi sırasında Petersburg’a dönen Stalin Pravda’nın başyazarı olarak görev yapmaya başlamış. Nisan ayında RSDİP’in merkez komitesine seçilmiş. Lenin Petrograd’a gelip ardından güvenlik nedeniyle Finlandiya’ya gittiğinde onun saklanmasını sağlamış. Bir yandan Lenin ile iletişimini sürdürürken diğer yandan Parti’nin yönetimini üstlenmiş. Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile birlikte iktidarı ele geçirmesinin ardından da Milliyetler Halk Komiseri olarak seçilmiş.

Lenin’in ilk felcini geçirdiği yıl Sovyetler Birliği Komünist Partisi genel sekreterliğine seçilmiş ve bu görevi onun yönetimi ele geçirmesinde büyük katkı sağlamış. 1924 yılında Lenin’in ölümü ile birlikte Stalin, ipleri iyice eline almış. Bu dönemde Troçkizm ve Stalinizm akımları ortaya çıkmış, Stalin muhalifleri sert yöntemlerle bastırmaya çalışmış. SSCB’nin en güçlü adam konumuna gelen Stalin, acımasız ve sert yönetim şekliyle diktatörlüğe soyunmuş. Pek çok insanı sürgüne gönderen ve ölüme mahkum eden Stalin, onlarla birlikte Troçki’yi de sürgün etmiş.

II. Dünya Savaşı başladığında parti lideri, hükümet başkanı ve kızıl ordu komutanı olan Stalin ilk başta Nazilerle bir saldırmazlık anlaşması imzalamış fakat Alman işgali sonucundan büyük kayıplar vermiş. 22 Haziran 1941’de Nazi Alman’sı SSCB’ye saldırması üzerine yaklaşık 20 milyon kayıp vermesine rağmen 1943’te Stalingrad’ta Almanları bozguna uğratmış. Kazanılan savaştan sonra Stalin’in gücü iyice artmış ve Roosevelt ile Churchill’la anlaşma yaparak SACB’yi dünyanın en büyük ikinci devleti olarak kabul ettirmiş.

Ancak daha sonra yaşanan gelişmeler yüzünden Roosevelt ile arası açılmış, Balkan ve Doğu Avrupa devletlerinin birçoğunu etkileyip devrim yaptırarak doğu ile batı arasında demir bir perde kurmuş. 5 Mart 1953’te beyin kanaması geçirerek 74 yaşında hayatını kaybeden Stalin’in yerine Nikita Kuruşçev geçmiş ve onu düşman ilan etmiş. Stalin ismi verilen bütün şehirlerin ismi değiştirilmiş, resmi, büstleri kaldırılmış. Hatta ilk başta Lenin’in naaşının yanında yer alan Stalin’in naaşı daha sonra Kremlin Duvarı Mezarlığı’na defnedilmiş. 1950’de Gori kentinde dikilen dev heykeli de 2010’da kaldırılmış.

Başka bir yazımızda Ömer Hayyam kimdir? yazısını okuyabilirsiniz.

Twitter Kurucusu Jack Dorsey Kimdir?

Twitter Kurucusu Jack Dorsey Kimdir?

Jack, 19 Kasım 1979 yılında Amerika’nın Missouri eyaletinde dünyaya gelmiştir. Çocukluk döneminde 13 yaşına kadar hayatını St Louis Mssouri’de geçiren Jack Dorsey liseyi Bishop Dbourg’da okumuştur. Daha sonrasında ise Bilim ve Teknoloji üniversitesine geçiş yapsa da burada ki bölümün ona yetersiz olduğunu düşünüp okulu bırakmıştır. New York’a gidip orada New York Üniversitesi’de öğretim hayatına başlayan Jack Dorsey burada da okulu bırakmıştır. Okulla hayatı iyi olmayan Dorsey daha sonra Kaliforniya’ya taşınmıştır.

Dünya’nın En Büyük Sosyal Ağı Twitter’ın Kuruluşu

21 Mart 2006 tarihinde dünyanın önde gelen sosyal ağı Twitter’i kurmuştur. Twitter’de ilk Tweet’i “Just Setting up my Twitter” (Twitter’ımı kuruyorum) olmuştur. 2008 yılına geldiğinde bu büyük sosyal ağın sadece 8 çalışanı vardı. 2015 yılının son çeyreğinde ise çalışan sayısının 600 den fazla olduğu açıklamıştır. Ayrıca Twitter üzerinden atılan her tweet için 0,043 kazanmaktadır. Twitter sosyal ağında yapmış olduğu büyük başarılardan sonra Square’yi kurmuş ve dünya üzerinde büyük bir yankı uyandırmıştır. Henüz Türkiye’de kullanılmayan bu sistemin amacı ise bankadan bir hesap açmadan dilediğiniz gibi emlak, çiçekçi, kuaför, manav gibi küçük işletmeciler ile iletişimi kurup, sipariş vermenize olanak tanımaktadır.

Google’ın Twitter’a Satış Teklifi

2008 yılında Technology Riview’de “35 yayın altında ki en yenilikçi 35 kişiden biri” ödülünü almıştır. Google bir dönem Twitter’i satın almak için büyük girişimlerde bulunmuş fakat sunulan fiyat teklifleri az olarak kabul edildiği için bu girişimlerde satın alma işlemini gerçekleştirememiştir. Google Twitter için 2.5 milyar dolar teklifte bulunduktan sonra Dorsey; “Bu teklifte dünyanın en iyi sosyal ağını satın alabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?” diyerek, katı bir dille reddetmiştir.

Jack Dorsey ilk başta Twitter’ı Evan Williams ve Biz Stone isimli arkadaşları ile birlikte kurmuştur. Kurarken mantıkları sadece şuydu; “arkadaşlar arasında en kolay ve basit paylaşımlar nasıl yapılır? SMS bir dönem bilindik en büyük iletişim aracıyken, belli bir karakter limiti kullanılarak bu mantığı web ortamına nasıl taşıyabiliriz?” Başarılı da oldular!

Twitter’ın Ne Kadar Kullanıcısı Var?

Dünyanın büyük sosyal ağı Twitter geçen yıl 2018 yılının ikinci çeyreğinde sonuçları açıkladı. Buna göre Twitter’ın aylık aktif kullanıcı ilk çeyreğe göre 1 milyon düşüşle 335 milyona geriledi.

Toplam gelirlerini önceki yılın aynı çeyreğine göre %24’lük artışla 711 milyon dolara çıkaran şirket, bu gelirlerinin %85’lik kısmını oluşturan 601 milyon dolarını platformlarda ki reklamlardan kazandı.

2017 yılının ikinci çeyreğinde 116 milyon zarara uğrayan şirket, 2018 yılın ikinci çeyreğinde 100 milyon kârla yaşadığı zararı kapattı. Bu kâr rakamı şirketin en büyük net kâr olarakta kayıtlara geçti.

Başka bir yazımız da Facebook’un kurucusu kimdir ? yazımızı okuyabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: